İçeriğe geç

Opera işitsel sanat mı ?

Opera işitsel sanat mı? Yoksa Komşunun “Saat Kaç Oldu” Performansı mı?

Herkese merhaba! Bu yazımızda “Opera işitsel sanat mı” hakkında bilinmesi gereken önemli noktaları ele alıyoruz.

İzmir’de yaşamak bazen bir sanat formuysa, bunun en büyük kanıtı sabah 08.00’de başlayan “balkon konuşmaları senfonisi”dir. Ben 25 yaşında, gündelik hayatta sürekli espri patlatan ama gece yatağa girince “ben bugün niye o cümleyi söyledim?” diye 3 saat düşünen biriyim. Ve bu kafa yapısıyla son zamanlarda kendime tek bir soru takıldı: Opera işitsel sanat mı?

Bunu ilk düşündüğüm anı hatırlıyorum. Alsancak’ta bir kafede oturuyordum. Arka masada iki kişi hararetli tartışıyor, biri telefonla bağırıyor, garson siparişi unutmuş, ben de içimden Mozart’la hayat muhasebesi yapıyorum. O an beynim dedi ki:

“Senin hayat zaten küçük bir opera değil mi?”

Ve böyle başladı bu tuhaf sorgulama.

Opera işitsel sanat mı? Önce işitsel sanat ne onu çözelim

Şimdi dürüst olalım, “işitsel sanat” deyince insanın aklına ilk olarak ya çok ciddi sanat tarihçileri ya da Spotify’da “focus music” açıp 12 dakika sonra TikTok’a düşen bizler geliyoruz.

İşitsel sanat dediğimiz şey, kulağa hitap eden her türlü sanatsal üretim aslında. Müzik, ses tasarımı, hatta bazen metroda duyduğun “dikkat kapılar kapanıyor” anonsu bile bir modern sanat eseri gibi hissettirebilir.

Ama opera?

Opera işin içine girince olay “ben sadece müzik dinlemiyorum, dramatik hayatlar yaşıyorum” seviyesine çıkıyor.

Bir düşün:

İnsanlar sahnede bağırarak şarkı söylüyor

Hikâye genelde ya ihanet ya ölüm ya da “sen beni neden terk ettin Giovanni?”

Kostümler aşırı dramatik

Ve kimse normal konuşmuyor

Bu noktada insan ister istemez soruyor:

“Bu iş gerçekten sanat mı, yoksa 1800’lerin Netflix dizisi mi?”

İzmir’de Opera Düşünmek: Biraz Zor Bir Lüks

İzmir’de büyümüş biri olarak şunu net söyleyebilirim: burada hayatın kendi sesi zaten yeterince yüksek.

Mesela yaz akşamı balkonda oturuyorsun:

Bir yandan denizden gelen martı çığlıkları

Bir yandan sokakta “abi bir dakika bekle ya!” diye bağıran arkadaş grubu

Bir yandan alt komşunun sabah 7’de matkapla meditasyon yapması

Böyle bir ortamda opera dinlemek biraz şey gibi oluyor:

“Ben zaten günlük olarak ücretsiz ses performansı alıyorum, ekstra abonelik gerek yok.”

Ama yine de merak ediyor insan.

Opera işitsel sanat mı? Yoksa aşırı dramatik bir terapi yöntemi mi?

Geçen gün evde oturuyorum. Kulaklıkta opera açtım. Bir kadın var, öyle bir söylüyor ki sanki dünyanın tüm acılarını aynı anda yaşamış.

Ben de o sırada çamaşır makinesine çorap atmaya çalışıyorum.

İç ses:

“Bu kadın neden bu kadar üzgün?”

Benim iç sesim:

“Sen neden hâlâ çorap eşleştirmeyi başaramıyorsun?”

Bir noktada şunu fark ettim: Opera dinlemek sadece müzik dinlemek değil, aynı zamanda kendini bir drama içine gönüllü olarak bırakmak.

Ve bu yüzden belki de gerçekten işitsel sanat. Çünkü sadece kulakla değil, ruhla da dinliyorsun. (Evet, biraz iddialı oldu ama İzmir’de bazen sahilde yürürken bile kendimizi filozof sanıyoruz zaten.)

Kısa Bir Diyalog: Opera İzlerken Ben ve Arkadaşım

– “Kanka bu adam neden bağırıyor ya?”

– “Sanat işte…”

– “Ama bu bildiğin kavga?”

– “Hayır, bu duygusal çöküş.”

– “Benim de çöküşüm var ama ben sessiz yaşıyorum.”

– “Sen modern minimalistsin, o Barok travma yaşıyor.”

İşte opera ile gündelik hayat arasındaki fark bazen bu kadar absürt.

Opera işitsel sanat mı? Yoksa aşırı süslenmiş bir duygu patlaması mı?

Bir düşünelim.

Normal müzikte:

“Seviyorum seni” denir.

Operada:

“SEVİYOOOOOOORUUUUUUM SAAAAAANNNNİİİİİİİİİİİ”

Aradaki fark şu:

Biri WhatsApp mesajı, diğeri 3 sayfalık dramatik mektup.

Ve insan ister istemez düşünüyor:

“Ben neden duygularımı hâlâ düz cümlelerle yaşıyorum?”

Sonra kendine kızıyorsun.

Günlük Hayatta Küçük Opera Anları

Bunu da Okuyun: Jogger pantolon tüylenme yapar mı ?

Aslında fark etmeden hepimiz küçük operalar yaşıyoruz.

Mesela:

Buzdolabını açıp “burada yemek vardı ben neden hatırlamıyorum?” dramı

Metroya yetişmeye çalışırken yaşanan içsel monolog

Telefonun %1 şarjda kalması ve hayatın film şeridi gibi geçmesi

Bunların hepsi küçük birer opera sahnesi.

Sadece bizim müziklerimiz yok. Bizim soundtrack’imiz bildirim sesi.

Biraz Daha Derin Bir Soru: Neden Opera Bu Kadar Abartılı?

Bunu düşündüğümde aklıma şu geliyor: belki de insanlar duyguları normal şekilde ifade etmekten sıkıldı.

“Üzgünüm” demek yerine:

“BEN YIKILDIM EVRENİM ÇÖKTÜ”

Bu bir çeşit içsel teatral özgürlük olabilir.

Ya da sadece kimse fısıldayarak şarkı söylemenin dramatik olmadığını düşünmüyordur.

Opera işitsel sanat mı? Yoksa kulakların tiyatrosu mu?

Şöyle düşünelim: tiyatro görsel sanat mı? Evet. Opera ise tiyatronun sesle aşırı heyecanlı hali.

Ama fark şu:

Tiyatroda oyuncu “üzgünüm” der.

Operada ise aynı cümle 40 saniyelik vibratolu bir çığlığa dönüşür.

Ben bazen kendi hayatımı düşünüyorum:

“Acaba ben de operatik miyim?”

Mesela markette indirim görünce içimden:

“BU FIRSATI KAÇIRAMAAAAAAM”

Bu bile küçük bir aria olabilir.

İzmir, Opera ve Ben: Üçlü Bir İçsel Kaos

İzmir’de yaşarken insanın zihni sürekli açık sahne gibi.

Bir yandan deniz kokusu:

“rahatla”

Bir yandan kira:

“panik yap”

Bir yandan sosyal hayat:

“çık dışarı”

Bir yandan ben:

“yorgan en güvenli yer”

Opera da aslında böyle bir şey: zıt duyguların aynı anda çalması.

Belki de bu yüzden “Opera işitsel sanat mı?” sorusu bu kadar kafamı kurcalıyor. Çünkü hayat zaten bir opera gibi.

Sadece kimse orkestra şefi değil.

Operayı Anlamak: Ciddiyet mi, Mizah mı?

Bir süre sonra şunu fark ettim: operayı anlamak için illa akademik olmak gerekmiyor.

Bazen sadece dinleyip şunu demek yeterli:

“Bu adam neden 10 dakikadır aynı notayı bağırıyor?”

Ama sonra bir şey oluyor.

Bir anda o sesin içinde bir duygu yakalıyorsun. Belki senin söyleyemediğin bir şey orada söyleniyor.

Ve o an diyorsun ki:

“Tamam, bu gerçekten bir işitsel sanat.”

Ama hemen ardından:

“Yine de bu kadar bağırmaya gerek var mıydı?”

Son Bir Düşünce: Hepimiz Biraz Operayız

Günün sonunda fark ettim ki opera sadece sahnede olan bir şey değil.

Trafikte korna çalarken sabrın taşması

Telefonu düşürüp “HAYIIIIIR” diye bağırmak

Aşk mesajına geç cevap gelince içsel monolog başlatmak

Bunların hepsi küçük operalar.

Ve belki de cevap çok basit:

Evet, opera işitsel sanat. Ama aynı zamanda hayatın biraz abartılmış hali.

Ben mi? Ben hâlâ İzmir’de bir kafede oturup bunu düşünüyorum. Arka masada biri yine yüksek sesle konuşuyor, garson yine siparişi karıştırıyor.

Ve içimden şu geçiyor:

“Burası zaten canlı performans. Opera bile biraz sessiz kalır burada.”

Magnotech okurlarıyla “Opera işitsel sanat mı” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
grandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.org