Irak Ordusu Kaç Kişi? Bir Sorunun Ardındaki Hikâye
Geceyi günlüğümle geçirmeyi seviyorum. Kayseri’nin soğuk, sessiz akşamlarında, bir fincan kahveyle penceremin önüne oturup dışarıyı izlemek, günün tüm karmaşasından uzaklaşmak bana çok iyi geliyor. Birçok kişi dışarıda olup bitenlere kayıtsız kalırken, ben her anı, her soruyu, her duyguyu içimde yaşıyorum. Bugün, bir arkadaşımın Irak ordusunun büyüklüğünü sorduktan sonra kafamda yankı bulan bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. O sırada aklımdan geçenleri ve kendimi nasıl hissettiğimi anlatmak, belki de başka birinin de aynı şekilde hissetmesine yol açar.
Bir Soruyla Başlayan Düşünceler
O gün öğle yemeğinde, yıllardır arkadaş olduğum Emre ile birlikteydim. Bir konuda sohbet ederken, birden bana “Irak ordusu kaç kişi?” diye sordu. Ben de ne cevap vereceğimi bilemedim. Irak ordusunun tam sayısını tahmin etmek güç. Çünkü orada her şey, her zaman değişiyor. Her devletin gücü farklı, her ordunun yapısı başka, ama bir soru sormak bu kadar karmaşık olabiliyor işte.
“Bilmiyorum, ama tahmin etmek zor,” dedim ve duraksadım. O an bir şey oldu, içimde bir boşluk hissettim. Bu soruya yanıt verebilmek için sadece sayısal bir bilgi değil, ardında yatan bir hikâye, bir geçmiş, bir acı ve bazen de umut aramak gerekiyor. O an, kafamda oradaki insanların ne yaşadığını düşündüm. Yani, bir ordunun kaç kişiden oluştuğu ne anlama geliyor? Bir rakamdan çok, o rakamın taşıdığı yaşamların ne kadar derin olduğunu merak ettim.
Bu Sadece Bir Rakam Mı?
Emre, cevabımı beklemeden başka bir konuya geçti, ama ben hala “Irak ordusu kaç kişi?” sorusuyla kafamda mücadele ediyordum. Gözlerim pencereye kaydı, Kayseri’nin sisli havası yine her şeyi sarhoş etmişti. O kadar çok insan var ki dünyada, ama çoğumuz sayılarla ya da istatistiklerle anlıyoruz onları. Mesela, bir askerin hikâyesini duymak, ne kadar fazla insanın hayatta olduğunu görmek, bazen bir sayının çok ötesine geçiyor. Birkaç yıl önce, Irak’taki savaşı izlerken, televizyonda gördüğüm bir sahne hala gözlerimin önünde. Bir çocuk, aniden bir patlama sesiyle yere yığıldığında, arkadaki askerlerin yüzlerindeki korku ve çaresizlik beni öyle derinden etkilemişti ki…
Bir çocuk, bir asker ve o an… Oysa bu insanların, ülkelerinin savaşlarıyla alakalı kararları ne kadar da uzaktı. Rakamlar, bazen savaşların, ölümlerin ve dramların soğukluğu arasında kayboluyor.
İnsanlar, Sayılar Değildir
O akşam, “Irak ordusu kaç kişi?” sorusunun ardında bir insan yüzü olduğunu fark ettim. Bu sayı, belki de kayıpların, vazgeçişlerin, yaşanmış travmaların sadece bir yansımasıydı. Bunu düşündükçe, içimde bir hayal kırıklığı oluştu. Ne kadar çok şey biliyoruz, ama bazen o kadar da az şey anlayabiliyoruz. Bizi bu sayılar, tarihler, ve coğrafi sınırlar ayırıyor. Ama ya öyle olmasaydı?
Bu soruyu biraz daha içselleştirdim. Sonra aklıma geldi, belki de bu kadar büyük bir ordunun varlığı, yaşadıkları coğrafyanın getirdiği yıkımla sürekli yüzleşen bir halkın hayatta kalma mücadelesinin simgesidir. Rakamlar soğuk olabilir, ama o rakamların arkasındaki insanlar, her biri birer hikâyedir. Irak ordusu, belki de tam olarak bu yüzden, sadece bir sayı değil, bir halkın direnme gücünün simgesidir. Bu savaşın acısını, ölümün korkusunu ve yeniden doğma çabalarını taşıyan bir yapıdır. Bunu düşündükçe, belki de dünyadaki tüm orduların sayısı yerine, her birinin içinde kaç hayat olduğunu bilmek daha önemli.
Umut ve Kaygı Arasında
O gün akşamı bir başka şekilde hissettim. Kafamda, aynı anda umutla kaygıyı barındırıyordum. Her şeyin daha iyiye gitmesini istiyorum, ama bir o kadar da kaygı içindeyim. Dünya bu kadar kaotik bir yerken, ülkeler neden birbirine karşı savaşır? Bu soruya bir cevabım yok, belki de hiç olmayacak. Ama bir şey kesin: İnsanlar sayı olamaz. Her sayının ardında bir yaşam, bir hikâye, bir anı vardır.
O gece günlüğümde, “Irak ordusu kaç kişi?” sorusunun yanıtsız kalması beni uzun süre düşündürdü. Bazen bazılarımız yalnızca birer rakam olarak kalıyoruz. Ama her birimizin içindeki hikâye, rakamlara sığmayacak kadar büyüktür.
Sonuç
İçimdeki bu duygu karışıklığını anlatmak, belki de bana daha çok şey öğretti. Her sayı, her rakam, bir insanın hayatı, acısı ya da umudu olabilir. Belki de bu yüzden, “Irak ordusu kaç kişi?” sorusunu sormak yerine, insanların bu kadar büyük sayılarla nasıl varlıklarını sürdürdüğünü anlamaya çalışmak gerek. Benim için artık sayıların ötesinde bir anlam taşıyor.